Haber Kategorisi | Gündem, Manşet

Sakarya’da Eğitimin Durumu

Yayın Tarihi : 20 Aralık 2012

This page as PDFSakarya Üniversitesi Eğitim Fakültesi tarafından düzenlenen “Sakarya’da Eğitim İzleme Çalışması” isimli Çalıştay,  Hendek Ticaret Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Eğitim Fakültesi tarafından Sakarya’da üniversite öncesi eğitimin durum tespitine yönelik yapılan “Sakarya’da Eğitim İzleme Çalışması”nın sonuçları açıklandı. Hendek Ticaret Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirilen çalıştayda, yapılan araştırmaların sonuçları ve çözüm önerileri kamuoyuyla paylaşıldı. Çalıştaya Sakarya Valisi Mustafa Büyük, Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Müsteşar Yardımcısı Merdan Tufan, Hendek Kaymakamı Mustafa Ayhan’ın yanı sıra çok sayıda akademisyen, okul müdürleri ve öğretmenler katıldı.

Bir Yol Haritası Çizilmeli

Böyle bir araştırmanın yapılmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Vali Mustafa Büyük, “Eğitimle ilgili birçok çalışmayı gerçekleştirmeye gayret ediyoruz. Eğitimin yapısını oluşturan fiziki yapılanmayı, eğitimin seviyesini, kalitesini arttırmayı ve başarıyı sağlamayı gerçekleştirmek için uğraşan, çaba sarf eden ama sonuçlarıyla ilgili maalesef genel olarak bakıldığında arzu ettiğimiz seviyelere bir türlü ulaşamayan durumumuzu gördükçe bizim dışımızda konuyu bilen takip eden ama daha tarafsız görebilecek, izleyebilecek gözlerle bu konunun izlenmesi, tespit edilmesi, bazı tespitler doğrultusunda da öneriler oluşturulması gerektiğini düşünmekteyim” diye konuştu.

“Bu kadar önemli ve titiz bir çalışma bize mutlaka bir yol haritası ortaya çıkarmalı” diyen Vali Büyük, araştırmada vurgulanan tespitiler doğrultusunda idari görevdekilerin de belirli çalışmaları yapması gerektiğinin altını çizdi.

Zihniyet Değişimi Şart

Eğitimin iyileştirmesine yönelik yapılan çalışmaların özünde, bireylerin yeterliliklerini arttırmayı hedefledilerini ifade eden Rektör Prof. Dr. Muzaffer Elmas, “Yeterlilik kazandırma, yetkinlik kazandırma. Bunun özü de kişiler okulu bitirdiğinde, mezun olduklarında, hayata atıldığında dünyayı tanısın, kendi ayakları üzerinde durabilsinler. Dünyaya açık olsun, yenilikleri takip edebilsin, kendi kendine öğrenebilsin. Bu tür yetkinlikleri kazandırma amacı üzerine hepimiz yıllardır kafa yoruyoruz. Aslında bu konuda çok fazla Türkiye mesafe alamadı. Üniversiteler de çok fazla mesafe alamadı” diye konuştu.

Sakarya Üniversitesi olarak kendilerinin de bu tür çalışmalar yaptığını belirten Rektör Elmas, eğitim yönelik yenilikçi projelerde karşılaşılan en büyük sorunun eğitimcilerde zihniyet değişimi olduğunu ifade etti. Rektör Elmas, şöyle konuştu: “Burada asıl problem; bu tür sistemler, bu çalışmaların yanında asıl ana eleman olarak öğretmenlerin, öğretim üyelerinin, öğretim elemanlarının bu zihniyet dönüşümünü kavramasından öğrendik yani öğretim elemanı, öğretmen asıl uygulayıcı kişi, bu mantalite değişikliğini yapamıyorsa bunu başarı şansının, uygulama şansının çok zayıf olduğunu da biz üniversite olarak gördük.”

Her Yıl Yapılmalı

Üniversitede eğitim programlarını daha esnek hale getirdiklerini belirten Rektör Elmas, “Üniversitemizde son bir iki yılda ders sayılarımızı derslerin aktif öğrenmeye yönelik olarak yapılabilmesini sağlayacak çok çeşitli düzenlemeler yaptık. Bu konuda öğrencilerin kendi meslekleri dışında esnek öğrenmeye yatkın öğrenme sistemleri kurduk” dedi.

Günümüzde bir şey yapma ve başarmanın birinci adımı her şeyi açık şeffaf hale getirmek olduğunu ifade eden Rektör Elmas, bu tip araştırmalardan kimsenin korkması gerektiğini, ilerleyebilmek için durumun tespitinin yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bu çalışmanın Sakarya’da bir anlamda eğitimin fotoğrafını çektiğini belirten Elmas, “Asıl önemli olan bundan yola çıkarak, her yıl buna bir şey katıp bölgemizdeki öğretmenlerin yetkinliklerini, niteliklerini arttırmaya yönelik birkaç adım atılabilirse bu süreci uygulamaya yönelerek ileri götürebiliriz” diye konuştu.

Tüm Eğitim Fakültelerinde Bu Çalışmalar Yürütülmeli

Eğitimin üç asli unsurdan (Öğrenci, Program ve Öğretmen) medyana geldiğini ifade eden MEB Müsteşar Yardımcısı Merdan Tufan, “Eğitim dediğimiz olay bu üçünün birleştiği noktada başlar” diye konuştu. Sakarya’ya yönelik bu araştırmanın eğitimin durumunu tespite yönelik önemli bir çalışma olduğunu belirten Tufan, “Biz eğitim yöneticileri olarak Ankara’da programlar hazırlıyoruz, programlara uygun ders kitapları hazırlatıyoruz, kararlar alıyoruz ve bunları uygulamaya koyuyoruz. Öğretmen yetiştiren yükseköğretim kurumlarımız da öğretmen olmak isteyen gençleri eğitmek suretiyle öğretmen sıfatıyla eğitimin hizmetine sunuyorlar. Bu üçünün buluştuğu noktada cereyan eden ve eğitim adını verdiğimiz okullardaki faaliyetin tahlilini yapmak, analizini yapmak, yerinde görmek ve incelemek, durum tespitinden sonra da alınması gereken tedbirler varsa, yapılması gerekenler varsa bunları ortaya koymak amacıyla Sakarya ilinde çok güzel örnek bir çalışma yürütülmüş” diye konuştu.

Bu tür çalışmaları eğitim fakültesi bulunan tüm illerden beklediklerini söyleyen Tufan şöyle konuştu: “Böyle çalışmalardır ki, bizim nerelerde hata yaptığımız, nereleri eksik bıraktığımız hususları önümüze gelsin, ondan sonraki çalışmalarda bunlara dikkat edelim ve bu konularda daha hassas davranalım. Emeği geçenleri kutluyorum ve bunun tüm Türkiye’de örnek alınmasını diliyorum.

Eğitime Yönelik Tespitler Bilimsel Verilerle Ortaya Konmalı

Bu araştırmayı yapmaya kendilerini sevk eden nedenin her yıl Eğitim Reformu Girişiminin yayınlandığı bir bülten olduğunu belirten SAÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rahmi Karakuş, “Bu bültende şöyle bir iddia vardı: ‘Türkiye’de okula başlamadan önce çocuklarımızın zihin özelliklerini, zihin kapasiteleri okula başladıktan sonra geri gidiyor.’ Ben bu iddiayı okuyunca çok şaşırdım ve bu iddiayı neye dayanarak verdiklerini sorgulamaya çalıştım. Uygulamalı bir sahaya inip de tespit edilmiş bir iddia değildi bu. Türkiye’nin değişik zamanlarda yayınlanmış istatistiklerinden yola çıkarak maksatlı bir yargıydı. Dolayısıyla eğitim hakkında bu tip bilimsel olmayan yargıların uçuştuğu ortamda bilimsel verilerin ortaya konması bir gereklilik oldu” dedi.

Eğitim fakültesi olarak bilimsel çalışmalar ışığında bir durum tespiti yaptıklarını ifade eden Prof. Dr. Karakuş, “Bunlar sadece okulun, öğretmenin, velinin, öğretim elemanının ortaya çıkardığı eğitim sonuçları değil, bunun böyle bilinmesi lazım. Biz özellikle kendi adımıza sorumluluk çıkartıyoruz bu sonuçlardan. Tablo neticesinde gerçekte ne yapmamız gerektiğine geçmemiz çok önemli. Ne durumda olduğumuzun, neden dolayı o durumda olduğumuza dair tartışmaktan daha çok yarını şekillendirmek üzere ne yapmamız gerektiğini tespit etmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Panel Düzenlendi

Açılış konuşmalarının ardından Rektör Elmas’ın başkanlığında yapılan ilk oturumda SAÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyeleri Yrd. Doç. Dr. Ercan Masal, Yrd. Doç. Dr. Mahmut Zengin, Yrd. Doç. Dr. Aysun Öztuna Kaplan, Yrd. Doç. Dr. Yüksel Güçlü ve Yrd. Doç. Dr. Ergün Öztürk yaptıkları araştırmalarının sonuçlarını katılımcılarla paylaştılar.

Sakarya’da ‘İlköğretim Matematik Öğretmenlerinin Mesleki Genel Yeterliliklerine yönelik yaptıkları araştırma sonuçlarını paylaşan Yrd. Doç. Dr. Erdal Masal, ‘Okul, Aile, Toplum’ ve ‘Öğrenciyi Tanıma’ boyutlarında öğretmenlerin kendilerini en az yeterli gördükleri alanların başında geldiğini belirtti. Bunun yanında ‘Mesleki Değerler’ ve ‘Program ve İçerik Bilgisi’ boyutlarında ise, öğretmenlerin kendilerini en fazla yeterli gördükleri alanlar olduğunu söyleyen Masal, “Burada çok net, okul ile aile ve toplum ilişkilerinin zayıflığını idrak etmek gerekir. Kendilerini yetersiz hissettikleri alanlarda da hizmet içi eğitim desteği verilebilir” dedi.

Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerine karşı öğrencilerin tutumlarını ölçen Yrd. Doç. Dr. Mahmut Zengin ise, genel olarak öğrencilerin bu derslere olumlu bir tutum beslediklerini belirtti. Okuldan önce ailesinde veya camide din eğitimi alan öğrencilerin bu derse karşı daha fazla olumlu tutum gösterdiklerini söyleyen Zengin,  “Aileniz sizin dini bilgi almanızı ister mi?” sorusuna öğrencilerin yüzde 93'nün olumlu cevap verdiğini belirtti.

Okulda Din dersiyle karşılaşmadan önce ailesinde veya camide din eğitimi alma durumunun öğrencilerin DKAB dersine yönelik tutumlarına anlamlı düzeyde etki ettiği tespit edilmiştir. Buna göre ailede ve camide daha on£e eğitim almış öğrencilerin DKAB dersine yönelik tutumları, almayanlara göre daha yüksektir. Öğrencilerin yüzde 67’sinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi dışında seçmeli ‘Kur'an-ı Kerim ve Hz. Muhammed’in Hayatı’ derslerini almayı istediğini belirten Zengin, öğrencilerin yüzde 10’u bu dersleri seçmeği düşünmediğini, yüzde 23’nün ise bu konuda kararsız olduğunu ifade etti.

Yrd. Doç. Dr. Aysun Öztuna Kaplan ise, öğretmenlere yönelik ‘Hizmet İçi’ eğitimlerin araştırmaya katılan öğretmenler arasında sadece yüzde 34’ü tarafından yararlı bulunduğunu, yüzde 8’i yararlı bulmazken, geriye kalanların da kısmen yararlı bulduklarını belirtti.

Üç farklı oturumda yapılan sunumlarda öğretim üyeleri araştırmaların sonuçlarını katılımcılarla paylaştı. Araştırmaların yer aldığı kitap çalışması tamamlandıktan sonra, araştırma sonuçlarına herkes ulaşabilecek.

20.12.2012 - AB